Zamanın nasıl hızlı geçtiğini hamilelik, doğum ve Doğa'nın büyüme evresi derken anlamış bulunmaktayım. Zaman su gibi mi akıp geçiyor, yoksa yoğunluktan sürekli koşturma halinde olmaktan ben mi zaman dan bir şey anlamıyorum bilemiyorum.
Bu geçen zaman içerisinde bir çok şeyi geride bıraktık. Doğa artık kucak dolduran bir bebek. O cılız kolları, içinde bir gram et bulunmayan bacakları, küçücük kafası hepsi şekillenmeye başladı. Gelişime çok hızlı ilerliyor. Artık mimikleri oturmaya başladı. 4 ayımızı geride bıraktık. Kolikler, sebepsiz ağlamalar hatta soğuk kış aylarını bile geride kaldı. Pek mutluyuz. Bu süre zarfında ilk bayramımızı küçücük bedeni ile geçirdik. Kalabalıkta pek şaşırdığını söyleyemem nede olsa kalabalık ortamlara doğduğu ilk günden beri alışık.
Ben ise emzirme olayında 39 derece ateş ile 2 gün kendimden geçmiş halde yattım. Göğsüm iltihap toplamış. Bu olayla emzirme olayından tamamen soğumuş oldum. Bu 4 ay zarfında Doğa bir kere bile emmedi. Sağma makinesi ile bağımlı halde yaşadım. Bir çocuğumda süt sağma makinesiydi. Zorlukları ve güzellikleri ile 4 ayı geri de bıraktık.
Artık Doğa ile birbirimize tapıyoruz. Ne o benden ayrılıyor ne ben ondan. İçimde nasılsa dışarıda da aynı durumdayız. Şikayetçi miyim değilim. Aksine çok mutluyum. Onun güvendiği, sevdiği, en çok sevdiği tek insan olmak bana inanılmaz bir haz veriyor. Göğsümü gere gere ''Benim ben doğurdum'' diyebiliyorum. Doğa'da bunu kanıtlıyor. Artık anlamlı bir şekilde gülümseyebiliyor, cisimleri tutabiliyor, bir elinden diğerine geçirebiliyor. Onunla birlikte bende o kadar çok şeyi keşfediyorum ki. İlk kendi kendine 10 saniye oturabildiğin de ne ağlamıştım. Şaşırıyorum....... Kurulu bir saat gibi zamanı gelince her şeyi tek tek yapmaya başlıyor. Ay ay gelişimini takip ediyorum.
Gece gündüz kavramı demiştim ya hani..... İlk öğretmem gereken şey diye söylemiştim. İşte ben bunun ödülünü kat be kat alıyorum.
Hiç emmediği için sütünü hep ölçülü verdim. İlk zamanlar 30 cc ile başladık. Her saat başı 30 cc... Tabi Doğa'nın gelişimi hızlandıkça süt miktarımız da arttı. Buna istinaden sürelerde uzadı. Karnını tamamen doyurduğu için uyku düzenimizde gayet iyiydi. Geceleri saat başı süt veriyorum. Cc artıkça süt verme sürelerimiz de uzadı. Geceleri 5 kere 4 kere 3 kere derken bunu zaman içerisinde daha da kısaltım. Bu sayede hem Doğa'nın uykuları düzenli ve kesintisiz oldu hemde benim. 4. aydan sonra sütüm iltihaplanma yüzünden tamamen kesildi. Artık devam sütü ile devam ediyoruz.
Geceleri uyanıp, sütünü içip kesintisiz uykularına devam ediyor. Bu sayede midesi de dinlenmiş olduğu için artık gaz sancılarımız da yok.
Zaman gerçekten çok hızlı geçiyor. Her öğrendiği yeni şeyde kalbim daha da hızlı atıyor. 5. ayından itibaren Doğa'yı kısa süreler ile oturtmaya başladım. Sadece kucağımda oturuyor tabi. Henüz destekli oturması için çok çok erken. Bu konuda gayet iyi bir anne olduğuma inanıyorum. Çok araştırıyorum, çok okuyorum ve çok takip ediyorum. Hatta bazı şeylerde doktora gitmeye bile gerek duymuyorum bildiğim için çözümü de buluyorum. Eşimin ısrarları ile doktora gittiğimiz zaman aynı teşhisi koyuyor ve aynı ilaçları veriyor. Serkan da şaşırmış durum da .... Aslında şaşıracak pek bir şey yok. Sadece bilinçli bir anneyim...
Hamilelik döneminden sonra hastalığım tekrar atağa geçti. Pek canımın sıkıldığını söyleyemem. Doğa en büyük moral kaynağım... Olmasa tabi ki daha iyi olurdu ama 5 yıl sonunda hastalık pekte etkilemiyor beni. Doktor kontrolüm halen devam ediyor. Hayatta en önemli şey gerçekten sağlık.. Sağlıklıysan her şeye sahipsin demektir.
6. ay da artık destekli oturmaya başladı. Annesini babasını tanıması en büyük gurur kaynağım. İleride bizi daha da gururlandıracak. Ama şuan için Doğa'nın öğrendiği her yeni şey bizi gururlandırmaya yetiyor. Hatta inanması güç olsa da '' ANNE '' bile dedi. Karşısında papağan gibi belki 100 kere anne dedim ve çocuğum sonunda cılız bir sesle ''anne'' dedi. Bizim için en sihirli sözcük ''anne ve baba'' bunu gerçekten bilinçli bir halde söylediği zaman nasıl ağlarım, mutluluktan neler yaparım bilemiyorum.
Evde küçük olmasına rağmen her şeyden büyük olan bir mutluluğumuz var. Kalbimizi deli gibi çarptıran, sonsuza kadar sevebileceğimiz, onun için her şeyi göze alabileceğimiz ve bir saniye bile düşünmeden canımızı verebileceğimiz bir mucizeye sahibiz. Allah'tan daha başka ne isteyebilirim ki? Bana bu duyguyu tattırmış, hayatta annelik konusunda bir çok tereddüdüm varken beni anne yapmış ve hayatıma sonsuz bir ışık saçmışken daha ne isteyebilirim? Bundan sonrası bencillik olur. Bundan sonra tüm dileklerim Doğam için .................... Tüm emeğim onun sağlıklı ve mutlu bir çocuk olabilmesi icin. Bir anne daha ne ister ki..... Soylim hic bir seyyyy .....