6 Mart 2014 Perşembe

ŞÜKRETMEK

Şükretmek ne kadar yüce bir kavramdır bilir misiniz? 
Eminim sahip oldukları, sağlıklı oldukları, yaşadıkları, dokunabildikleri ve nefes alabildikleri için şükretmeyen o kadar çok insan vardır ki.....

Başkalarının hayatlarına gıpta ile bakan, içinden hep ''keşke keşke benim de olsa'' diyen. Küçücük bir gülüşün hayata neler kattığını fark etmeyen nice insan, insanlar.
Ben hiç bir zaman anlayamadım onları. Ne çok para mutlu eder insani, ne keşkeler, nede başkalarının hayatını kıskanmalar  ....,

Bugün toplantıdayken içim nasıl acıdı, nasıl eridi anlatamam. Birlikte çalıştığım ama hiç tanımadığım, hayatlarına hiç dokunamadığım o kadar çok insan varmış ki.

Sadece ''günaydın'' dediğim.. Toplantılar da görüp pek konuşmadığım kadınlardan biri anlatıyor. Diş çektirmek için dişçiye gidiyor. Yanlış yapılan iğne sonucu yüz felci geçiriyor. Al işte hayat pamuk ipliğine bağlı dediğimiz bir an. gözler kontrolünü kaybediyor. Kendi kendine açılıp kapanıyor. Hissetmiyor,hareket ettiremiyor, ağlayamıyor. Akşam evine gittiğinde çocuğu görüp ağlamaya başlıyor. Korkuyor annesinden. Bir çocuğun annesinden korkması kadar kötü ne olabilir ki.. Çok şükür kısa sürmüş, Bir kaç güne geçmiş, bitmiş, gitmiş Ya korkusu gözlerinden okunabiliyordu. Anlatışından içinde ki acının derinliği halen fark ediliyordu.

Sonra aynı işi yaptığım, başka bir şube de olan belki onlarca kez görüp hiç hatırlamadığım, sadece ''Günaydın'' deyip geçtiğim diğer kişi, kişiler.... Ya onların hayatlarında ki acı, yaşadıkları, çaresizlikleri, haykırışlar?

Birisi sordu..........................

"Eşin nasıl oldu"

Cılız bir sesle ama güçlü durmaya çabalayarak 

"Ayni" dedi.

Aynı ne kadar derin bir kelime. 

Herkes "neyi var" diye sorunca öğrendim ki yada öğrendik ki.

Felç geçirmiş. 

"Nasıl oldu?" diye sorabildim..

"17 gündür hastane de sağ tarafı tutmuyor. Yürüyemiyor" dedi ve eliyle yüzünü kapattı.Sonra dışarı çıktı. Herkes arkasından yakarışa başladı. Neye yarar ki?

 En fazla 35 yaşında olan bir adam, yavrusu var,karısı var gencecik..... Bir anda, hiç beklenmedik anda.. Nasıl bir çaresizliktir bu?

Nasıl güçlü olabilir insan. Nasıl başı dik durabilir. Taptığın kişi, çocuğunun babası 17 gündür hastane de ve felçli.

Toplantı sırasında telefonu çaldı.."Aşkım" yazıyor. Açmak için içi gitti. Sürekli gözü telefona kaydı. Ama açamadı.
Bugün çok dokundu bu bana... 

''İste hayat'' dedim. Bir saniye sonrası ne olacağımız belli değil.

 Sürekli başka insanların hayatına özenenler.Onların mutluluğunu kıskanarak, kendi hayatlarını sorgulayanlar Çok imreniyorum, Çok kıskanıyorum, marka meraklıları,Başkaların da gördüklerini almaya çalışanlar.. Biz neden çok kazanmıyoruz diye yakınanlar. Onun var benim neden yok diye sorgulayıp sürekli zırlayanlar. Kendi hayatlarına sahip çıkmayıp, başkasının hayatını yaşamak isteyenler. Ağzınızın orta yerine çakasım var.

Azcık...... Şükretmek ......  Azcık......

Anneyim bu dünya da her şeyden çok sevdiğim, üstüne titrediğim bir yavrum var. Bir de hiç geçmek bilmeyen bir hastalığım... Her gün "ya Doğa'ya geçerse" diye uyuyamadığım gecelerim. Sürekli "Ben iyileşmeyeyim ama Doğam hep iyi olsun" dediğim dualarım, yalvarışlarım var benim..

İşte bundandır birinin hasta olduğunu duyunca üstüne titremem, içimin cız etmesi, gözlerimin dolması.

Simdi size soruyorum......
Bütün hayatınızı insanların yaşantılarına imrenerek, özenerek mi geçireceksiniz? 
Yoksa sahip olduklarınıza şükrederek mi?

Eğer hala ilk şıkkı seçiyorsanız üzgünüm ama çok acınası bir durumdasınız demektir....