İşe başlamalı mı , başlamamalı mı?
Acaba doğru karar hangisi?
Yapabilir miyim , yapabilir miyiz?
40 hafta bedenen, 9 ay ten tene birlikteyken birbirimizden ayrı kalabilir miyiz?
Acaba doğru karar hangisi?
Yapabilir miyim , yapabilir miyiz?
40 hafta bedenen, 9 ay ten tene birlikteyken birbirimizden ayrı kalabilir miyiz?
Ah Tanrım cevaplanacak ne kadar çok soru var. İşe başlama tarihi yaklaştıkça stres basmaya başladı. Her gün Doğa'ya daha da sıkı sıkı sarılıyorum. Her gün hiç doyamadan yüzüne uzun uzun bakıp iç geçiriyorum. Bu ayrılık zor olacağa benziyor. Anne ile bebek arasında ki bağ inanılmaz güçlü bir şeymiş ve bunu da her zaman ki gibi anne olunca anladım.
En çok Doğa'yı düşünüyorum. Hayatında ki yokluğum onda nasıl bir iz bırakır? Terk edilmişlik hissine kapılır mı? O kadar çok soru var ki aklım da...... Listeler uzar gider.
Bir yandan kendimi düşünüyorum yani ikimize katacağı artıları. Benim için çalışan anne sağlıklı, mutlu, her şeye yetebilen bir anne demek. Çocuğuna daha çok yetmek, onun için daha özverili olmak demek.
Bir yandan kaçıracağım şeyleri düşünüyorum. Belki ilk adımlarını göremeyeceğim, belki gerçekten bilinçli olarak anne demesini ilk ben duyamayacağım, hastalandığında yanında olup sıcacık şevkatimi veremeyeceğim. Ama bu benim kötü anne olacağım, aramızda ki bağın azalacağı, çocuğumun eksik kalacağı anlamına gelmez.. Aksine benim mutlu olmam onu daha çok mutlu etmem demek.
Son günlerimizin tadını oldukça fazla çıkarır olduk. Aramızda ki sevgiyi, bağı, anne kız ilişkisini (her ne kadar Doğa farkında olmasa da) daha da güçlendirdik.
Ben çocuğuma bağımlı olmak istemiyorum, tabi onun da bana bağımlı olmasını.... Bensiz bazı şeyler ile başa çıkmayı öğrensin istiyorum, güçlü olsun annesi gibi hiç pes etmesin karşısına ne çıkarsa çıksın dimdik, sapa sağlam dursun istiyorum. Ben kızıma iyi bir gelecek sağlamak istiyorum.
Tabi endişelerim daha ağır basıyor. Endişeler yağmurları fırtınalara çeviriyor. İçimde bilinçsizce kasırgalar kopuyor.
Boşluk .....
Boşluk .......
ve kocaman bir boşluk .......
En çok ilk günden korkuyorum.... Hiç ayrı kalmadığım, gözümden sakındığım yavrumu başkalarına emanet edip, arkamı dönüp gitmek .... ''YAPARIZ,ALIŞIRIZ'' diye yeniliyorum kendime.
Bağımlı olmak ''5 dk. bakkala gittim, hasretinden öleceğim'' diyen insanlar nasıl sahte geliyorsunuz bana. Nasıl yapmacık sözler, nasıl bir manyaklıktır bu.
Tanıdıklarımdan biri çocuğuna öyle bir bağlandı ki. Yanındayken bile çocuğu kayboldu zannedip ağlamaya başlıyor. Çocuk annesi olmadan saniye duramıyor bas bas ağlamaya kendini yerlere atmaya başlıyor. Bu kafa ne kafası halen anlamış değilim. İnsan bu kötülüğü çocuğuna ve kendine nasıl yapabilir? Çocuğunu dış dünyaya kapatıp nasıl kendi esiriymiş gibi hücrelere kapatabilir? Bu sevmek ise ben sevmeyi cidden bilmiyorum.
Tabi ki başkalarının hayatları beni ilgilendirmez. Ama bazı şeylerde maalesef çeneme sahip çıkamıyorum.
Zaman daraldıkça ruhumda daralıyor, Doğa'nın yüzüne her baktığımda içimden bir şeyler akıp gidiyor. Kendime engel olamadığım zamanlar çok oldu. Ama asla ağlamadım. Aksine zamanımı onunla daha güzel daha kaliteli bir şekilde geçirmeye çabaladım. İşe başlamam çocuğumu öksüz bırakmam anlamına gelmiyor ki.... Allah sağlık versin yeter ki .... Her zaman yanında olurum.
Sanmayın Doğa olan bitenin farkında değil. Kucağımdan inmemeye başladı. Uyutmakta bile zorlanıyorum. Ağlıyor, ağlıyor. Saniye benden ayrılmak istemiyor. Benden başka kimseye gitmiyor. Karnımda ki cenin hali kucağımda devam ediyor.
Son gün en zor gündü. İçimde bir sürü korku, hüzün, kalp kırıklığı, bazı şeyleri kaçıracak olmanın pişmanlığı.............. Ama bir yandan da kıpır kıpırım. Aylar sonra evden tek başıma çıkıp özgür olacağım. Tek başıma bir şeyler yapacağım. Arkadaşlarım yine etrafımda olacak. Yeniden işe yaradığımı hissedeceğim. Bir saniye ben zaten işe yarıyorum. Hemde en güzel hali ile ... Ama Doğa'nın yanında olmak benim için bir iş değil, Doğa'nın yanında olmak kendimi mutlu etmek , onu mutlu etmek. Ben uzun zaman sonra gerçekten üreteceğim. Çalışmaya alıştıysanız bir kere kendinizi eve kapatamazsınız. Bunu yapmak çok zordur ve sanırım bende yapamayanlardanım. Ne mutlu ki bana üretmeyi, başarmayı kendimi yenilememeyi seviyorum.
Son günümüz sarmaş dolaş, dip dibe, oyun oynayarak, parka giderek, banyo yaparak, gülerek kahkahalarla yani Doğa'nın en sevdiği şeyleri yaparak geçti. Güzel zamanlar, akşam Doğa uyuduğu zaman endişelere bıraktı yerini. Sanki ona benden başka kimse bakamaz sahip çıkamazmış gibi bir duygu kapladı bedenimi. Tüm korkularımı yendim ve yarın güzel bir gün olacağına inanarak uykuya daldım.
Sabah nasıl heyecanlı uyandığımı anlatamam. Yine yollara düşmek, işe gitmek, stresli bir hayat... Bunların hepsi geri gelmişti. Doğa'dan ayrılmakta çabası. Doğa bizden önce uyanmış, yatağında sırıta sırıta bize bakıyor. Nasıl büyük bir mutluluk , nasıl bir huzur onun gülücükleri uyanmak. Hazırlandım ve Doğa'yı babaannesine bırakıp dışarı çıktık. Arabaya bindiğimde içimi bir mutluluk kapladı. Sanırım bunun adı özgürlüktü. İlk kez tek başına dışarı çıkmanın verdiği güven.
Lakin evde bir şey unutmuştum sanki, hemde çok önemli bir şey ............................
En çok Doğa'yı düşünüyorum. Hayatında ki yokluğum onda nasıl bir iz bırakır? Terk edilmişlik hissine kapılır mı? O kadar çok soru var ki aklım da...... Listeler uzar gider.
Bir yandan kendimi düşünüyorum yani ikimize katacağı artıları. Benim için çalışan anne sağlıklı, mutlu, her şeye yetebilen bir anne demek. Çocuğuna daha çok yetmek, onun için daha özverili olmak demek.
Bir yandan kaçıracağım şeyleri düşünüyorum. Belki ilk adımlarını göremeyeceğim, belki gerçekten bilinçli olarak anne demesini ilk ben duyamayacağım, hastalandığında yanında olup sıcacık şevkatimi veremeyeceğim. Ama bu benim kötü anne olacağım, aramızda ki bağın azalacağı, çocuğumun eksik kalacağı anlamına gelmez.. Aksine benim mutlu olmam onu daha çok mutlu etmem demek.
Son günlerimizin tadını oldukça fazla çıkarır olduk. Aramızda ki sevgiyi, bağı, anne kız ilişkisini (her ne kadar Doğa farkında olmasa da) daha da güçlendirdik.
Ben çocuğuma bağımlı olmak istemiyorum, tabi onun da bana bağımlı olmasını.... Bensiz bazı şeyler ile başa çıkmayı öğrensin istiyorum, güçlü olsun annesi gibi hiç pes etmesin karşısına ne çıkarsa çıksın dimdik, sapa sağlam dursun istiyorum. Ben kızıma iyi bir gelecek sağlamak istiyorum.
Tabi endişelerim daha ağır basıyor. Endişeler yağmurları fırtınalara çeviriyor. İçimde bilinçsizce kasırgalar kopuyor.
Boşluk .....
Boşluk .......
ve kocaman bir boşluk .......
En çok ilk günden korkuyorum.... Hiç ayrı kalmadığım, gözümden sakındığım yavrumu başkalarına emanet edip, arkamı dönüp gitmek .... ''YAPARIZ,ALIŞIRIZ'' diye yeniliyorum kendime.
Bağımlı olmak ''5 dk. bakkala gittim, hasretinden öleceğim'' diyen insanlar nasıl sahte geliyorsunuz bana. Nasıl yapmacık sözler, nasıl bir manyaklıktır bu.
Tanıdıklarımdan biri çocuğuna öyle bir bağlandı ki. Yanındayken bile çocuğu kayboldu zannedip ağlamaya başlıyor. Çocuk annesi olmadan saniye duramıyor bas bas ağlamaya kendini yerlere atmaya başlıyor. Bu kafa ne kafası halen anlamış değilim. İnsan bu kötülüğü çocuğuna ve kendine nasıl yapabilir? Çocuğunu dış dünyaya kapatıp nasıl kendi esiriymiş gibi hücrelere kapatabilir? Bu sevmek ise ben sevmeyi cidden bilmiyorum.
Tabi ki başkalarının hayatları beni ilgilendirmez. Ama bazı şeylerde maalesef çeneme sahip çıkamıyorum.
Zaman daraldıkça ruhumda daralıyor, Doğa'nın yüzüne her baktığımda içimden bir şeyler akıp gidiyor. Kendime engel olamadığım zamanlar çok oldu. Ama asla ağlamadım. Aksine zamanımı onunla daha güzel daha kaliteli bir şekilde geçirmeye çabaladım. İşe başlamam çocuğumu öksüz bırakmam anlamına gelmiyor ki.... Allah sağlık versin yeter ki .... Her zaman yanında olurum.
Sanmayın Doğa olan bitenin farkında değil. Kucağımdan inmemeye başladı. Uyutmakta bile zorlanıyorum. Ağlıyor, ağlıyor. Saniye benden ayrılmak istemiyor. Benden başka kimseye gitmiyor. Karnımda ki cenin hali kucağımda devam ediyor.
Son gün en zor gündü. İçimde bir sürü korku, hüzün, kalp kırıklığı, bazı şeyleri kaçıracak olmanın pişmanlığı.............. Ama bir yandan da kıpır kıpırım. Aylar sonra evden tek başıma çıkıp özgür olacağım. Tek başıma bir şeyler yapacağım. Arkadaşlarım yine etrafımda olacak. Yeniden işe yaradığımı hissedeceğim. Bir saniye ben zaten işe yarıyorum. Hemde en güzel hali ile ... Ama Doğa'nın yanında olmak benim için bir iş değil, Doğa'nın yanında olmak kendimi mutlu etmek , onu mutlu etmek. Ben uzun zaman sonra gerçekten üreteceğim. Çalışmaya alıştıysanız bir kere kendinizi eve kapatamazsınız. Bunu yapmak çok zordur ve sanırım bende yapamayanlardanım. Ne mutlu ki bana üretmeyi, başarmayı kendimi yenilememeyi seviyorum.
Son günümüz sarmaş dolaş, dip dibe, oyun oynayarak, parka giderek, banyo yaparak, gülerek kahkahalarla yani Doğa'nın en sevdiği şeyleri yaparak geçti. Güzel zamanlar, akşam Doğa uyuduğu zaman endişelere bıraktı yerini. Sanki ona benden başka kimse bakamaz sahip çıkamazmış gibi bir duygu kapladı bedenimi. Tüm korkularımı yendim ve yarın güzel bir gün olacağına inanarak uykuya daldım.
Sabah nasıl heyecanlı uyandığımı anlatamam. Yine yollara düşmek, işe gitmek, stresli bir hayat... Bunların hepsi geri gelmişti. Doğa'dan ayrılmakta çabası. Doğa bizden önce uyanmış, yatağında sırıta sırıta bize bakıyor. Nasıl büyük bir mutluluk , nasıl bir huzur onun gülücükleri uyanmak. Hazırlandım ve Doğa'yı babaannesine bırakıp dışarı çıktık. Arabaya bindiğimde içimi bir mutluluk kapladı. Sanırım bunun adı özgürlüktü. İlk kez tek başına dışarı çıkmanın verdiği güven.
Lakin evde bir şey unutmuştum sanki, hemde çok önemli bir şey ............................



























.jpg)




