Doğa Prensesi ile karşılaşmamıza çok az bir zaman kaldı. Artık odaya çıkarıldım ve kızımı bekliyorum. Evet şimdi daha da heyecanlıyım. Mutluluğu kucağıma alacağım. Bu cümle bana çok enteresan geliyor. Çünkü Doğa'nın doğumu ile içimde acayip duygular gelişti.
Farklı hissediyorum kendimi. İnanılmaz derece de büyümüş, sonsuz bir sevgi ile bezenmiş, tüm hücrelerim de gezen bir sahiplik duygusu var ve vücudumun her yerine yayılıyor. Ayaklarımdan başladığını hissediyorum yavaş yavaş karnıma geliyor. Doğa'nın artık bedenimde değilde kucağımda hayatımın geri kalan her anında olacağını fısıldıyor bana. Sonra kollarıma sonsuz bir güç ile yayılmaya başlıyor. En sonunda beynime geliyor asıl burada yer etmesi gerektiğini hatırlatır gibi daha da vurguluyor. Sevinç ile dolaşıyor vücudum da, ''annesin sen'' diye takılıp kalıyor beynimde, aklımda, ruhumda.
Artık sorumluluğum çok fazla. Minicik bir canlının bana ihtiyacı var. Hem de çok ihtiyacı var. Yeni doğan bir canlı hayatta görebileceğiniz en savunmasız, en ürkek şeydir. Ama güveniyorum kendime oldum ben artık....
Azda olsa yaşlar süzülmeye devam ediyor. Mediha annem yüzümü ellerinin arasına alıyor. ''Üzülme kızım artık Allah'ıma şükürler olsun ki çok sağlıklı, şükürler olsun ki fazlası var eksiği yok. Bu bize Allah'ın bir lutfu'' Gerçekten de öyle Doğa Prensi şansı ile geldi. Allah'ım dermanı olan dert versin diyorum içimden.
Düşünceler ile o kısacık süre kocaman zamanlara gebe kalıyor.
Derken bebeğimi başka bir kadının kucağında görüyorum. Küçücük bir şey üstelik hala ağlıyor bıraktığım gibi...... Hemşire Doğa'yı bana doğru uzattığında inanılmaz duygular içerisindeyim. Bedenime yüklenen bu annelik duygusu ona öyle nazik yaklaşıyor ki bunu anlatmam mümkün değil. Sanki hep anneymişim gibi. Kucağıma aldığımda korkmuyorum, tutmasını biliyorum..
Ailemizi tamamlayan parçayı kollarımın arasına aldığımda, benim olan şeyin yüzüne büyük bir hayret ile bakıyorum. Hayret ve hayranlık ile................ Hiç bir şey insanda böylesine güzel duygular uyandıramaz. Annelik dışında hiçbir şey insana kendini bu kadar mükemmel hissettiremez.
Serkan'a çeviriyorum kafamı. ''Bizim parçamız, artık sonsuzlukla bezendik, biz tamamlandık aşkım'' der gibi bakıyorum. Anlıyor bakışlarımdan. Doğa'ya olan sevgisini, hayranlığını, o babalık duygusunu o an anlıyorum, o an içime işliyor. Bu sefer hayatımın aşkına hayranlık ile bakmaya başlıyorum. Kızını bu kadar sevmesi onu daha da çok sevmeme neden oluyor.
Ben ne güzel bir adama, ne güzel bir evlada sahibim .............
Doğa'nın kollarımdan alınmasını hiç istemiyorum. Biliyorum herkes ona dokunmak istiyor ama o benim, o bizim şuan bunun keyfini sadece biz çıkarmalıyız.
Elleri geliyor aklıma, göremiyorum. Hemen eldivenlerini giydirmişler. Korkuyorum bununla yüzleşebilir miyim bilmiyorum. O andan itibaren annemin ''anne olunca anlarsın'' sözü aklıma geliyor. Ben şuandan itibaren her şeyi daha farklı algılamaya başlıyorum. Evladımın canı benim canım, onun acısı benim acım, onun mutluluğu benim mutluluğum ve hayatında edineceği sahip olacağı her şey sadece onun değil benim de ............
Önceliğimi Doğa'yı besleme yönünde kullanıyorum. Hemşireler bir anda başıma doluşuyor. Göğsümde bir sürü el bir sağa çekiştiriyorlar, bir sola. Fakat bizim ki emmeye hiç niyetli değil. Onlar zorladıkça Doğa Prensesi ağlamaya başlıyor. O an çok aç olduğunu fark ediyorum. Ama bir şeyler ters gidiyor.. Beslenmeye hiç niyeti yok gibi. ''Bu kızla işimiz var inatçının teki çıktı '' diye düşünmeden edemiyorum. Çekiştirmeler devam ediyor canım yanmasına yanıyor ama anne olmak böyle bir şey işte yeter ki bebeğimin karnı doysun, yeter ki dünyaya bir an önce adapte olsun. Artık hazırdan yememesi bunun için efor harcaması gerektiğini öğrensin. Evet ilk ders beslenmeyi öğretmek oluyor.....
Ama olmuyor işte bir türlü olmuyor. Ne yapmam lazım karnı çok aç doğduğundan beri hiç bir şey yemedi. Çabalar diğer çabaları getiriyor ama nafile.....
Biraz ara veriyoruz pes etmek yok sonra tekrar deneyeceğiz.
Anneliğin tadını öyle bir çıkarıyorum ki mest olmuş durumdayım. Sevdiğim herkes yanımda arkadaşlarımda gelmeye başladı. Mutluyum sevdicekler ben, çok mutluyum ...............
Derken kapı açılıyor ve bebek doktoru içeri giriyor.
''Herkes dışarı çıkabilir mi? Anne ve baba ile baş başa konuşmak istiyorum.''
İçimde ki korku tarif edilemez. Kesin Doğa'nın sağlığında bir sorun var diye düşünüyorum. Korku ile Serkan'la birbirimize bakıyoruz. Eminim benim duyduğum gibi, o da benim kalp atışlarımı duyuyor. Derken herkes odadan dışarı çıkıyor. Doktoru göz hapsine alıyoruz. Hala konuşmuyor.
Dayanamıyorum ''kötü bir şey mi var'' diye soruyorum.
''Hayır merak etmeyin Doğa'nın elleri ile ilgili anne baba ile özel konuşmak istedim. Bu konuyu herkesin bilmesini istemeyeceğinizi düşündüm. Aileye özel bir durum. Öncelikle sağlığı gayet iyi. Biraz burnu tıkalı o kadar ''
''Çok şükür''
''Ellerine gelince ortopedistimizin bir görmesi lazım. Ama önemli bir şey değil, çok küçük bir operasyon ile alınacak korkmanıza gerek yok.''
İşte bu duyduğumuz şey, içimizi en rahatlatan cümle oluyor.
Doktorun gitmesi ile dışarıda ki herkes odaya doluştu. Herkesin yüzünde bir korku. Hemen olup biteni anlattığımız da, yüzler gülmeye başladı.
Yine bir emme çabası ve yine hüsran ile sonuçlanıyor ..... Aç bu bebe aç olmasına aç ama feci inatçı. Tüm günü Doğa ile geçiriyorum. Bir geliyor yanıma bir gidiyor.
Anne kucağı ve yeni doğan ünitesi arasında gidip geliyor. Babamız kızını kucağına alma konusunda pek cesaretli olmamasına rağmen, pek istekli davranıyor. Kızını kucağına alıp, hayran hayran yüzüne bakıyor. Bu kareye bayıldım ben. Ömrümün sonuna kadar bu şekilde onları izleyebilirim.
Bizim artık bir bebeğimiz var. Biz artık terfi aldık. Mutluluğumuz kat ve kat arttı. Şimdi tam bir aileyiz. Sorumluluğumuz çok yükseldi. Biz bu minik kızı kucaklamaya, ona bakmaya ve sonsuz sevgimiz ile donatmaya hazırdık.
Hoş geldin Meleğimiz, iyi ki geldin. Karnıma düştüğün andan beri hayatımız da bir çok şeyi değiştirdin ve eminim ki hep iyi yönde değiştireceksin. Sen bana bu dünya da her kadının en çok istediği duyguyu yaşattın. Sen bizim aile olmamıza sebep oldun. Sen bizim aydınlığımız, mutluluğumuz, şansımız ve sayamadığımız bir çok şeyimiz oldun.
İyiki geldin annecim. Bugün den itibaren bana anne diyeceğin günü sabırsızlıkla bekleyeceğim. Ondan sonra ''Anneciğim seni çok seviyorum'' dediğini duymak için ağzından çıkacak her sözcüğü didik didik inceleyeceğim. Sana bildiğin her şeyi baban ile ben öğreteceğiz. Biz seni sonsuz sevgiyle seveceğiz, sonsuz aşkımızla etrafını donatacağız. Allah'ımdan tek istediğim hayırlı, sağlıklı bir evlat olman.
İyi ki geldin Doğa Prensesim , bir gün çok büyüsen de annenin gözünde hep bugün ki gibi minicik kalacaksın. Annen de yaşattığın fırtınaları sende ''anne olunca anlayacaksın'' ..... Sende tat bu duyguları bebeğim , çünkü annelik dünyada ki en mucizevi olgu, annelik hayatında yaşayabileceğin en güzel şey....
Seni çok seviyorum bebeğim. Kendimden önce, Canımdan öte, Babandan fazla .............




Hiç yorum yok:
Yorum Gönder