21 Temmuz 2013 Pazar

Lohusa Sendromu Denen Bir Şey Varmış ......

03 EKİM 2013......

Her şeyin bir sonraki günü ilk gününden daha güzeldir. Bizim hikayemizin ikinci günü de oldukça hareketli idi. Sabah erken kalkıldı diyerek başlamayı çok isterdim fakat hiç uyunamadığı için böyle bir giriş yapamıyorum.. Fakat hayatımdaki en büyük değişiklik bu gün dünyaya kızımla birlikte merhaba demekti. Her şey hızlı geçiyor sanki... Doğa büyüyeceği yerde daha da küçülmüş gibi.

Ayrıca bugün en güzel günlerden biri idi. Banyo yapacaktım. Üzerimdeki bu doğum toprağının gideceği için çok heyecanlıydım. Hemşirelerin gelmesi ile üç kişilik banyo merasimim başlamış oldu. Artık tertemizdim. Serkan üzerimi giydirdi bu adam bebeler gibi bakıyor bana.... Tekrardan kızım ile ilgilenmeye başladım. Bugün günlerden fotoğraf çekimi idi. Kızımızla hayatta ki ikinci günümüzü ölümsüzleştirmesi için Zeynep gelecekti. Zeynep'ten önce odaya kuaför geldi. Saçlarıma fön çekildi. Bende makyaj yapıp kendime birazcık renk kattım.

İkinci bebeği içimde unuttuklarının fotoğrafı.......


O esnada Zeynep'e yakalanmam ile fotoğraf çekimine başlamış olduk. En güzel gün bugün. Kendimi gayet iyi hissediyorum. Saat başı koridorda çıkıp volta atıyorum. Bu iş eğlenceli olmaya başladı. Yorgun geçen günün ardından biraz eğlenmek ailece hakkımızdı. Oldum olası fotoğraf çekmeyi ve çekilmeyi çok sevmişimdir. Bu nedenle ki binlerce fotoğrafımız var. Anılara inanılmaz bir saygım var.

Evet ilk poz Zeynep'in yönlendirmeleri ile geliyor. Serkan ve ben keyifliyiz ama Doğa bu durumdan sanki rahatsız olur gibi... Ama en güzel pozları vermekten de geri kalmıyor. Bu durumdan anlıyorum ki Annesi gibi fotoğraf delisi olacak. 










04 EKİM 2013

Artık bu sıkıcı yerden ayrılıp evimize gitme vakti geldi. İnanılmaz heyecanlıyım ve inanılmaz heyecanlıyız. Doğa babaannesine bırakıldı. Hastanede çıkış işlemlerimiz yapıldı. Anne kız son olacak doktor kontrolümüzden geçtik. Tüm eşyalarımızı topladık ve evet artık evimize gidebilirdik. 

İki kişi olarak çıktığımız evimize üç kişi olarak dönüyoruz. İnanılmaz duygular içerisindeyim. Çok sersemledim. Bir yandan Doğa'ya içim eriyerek bakarken bir yandan aklımda binlerce soru....

Evimizin kapısını açar açmaz karşımda özlemle bizi bekleyen Muffin'imi gördüm. Kucağımda Doğa' gördüğü an bana bakışları değişti. Sonra eve giren herkes hızlanmaya başladı.

Muffin hızla odasına kapatıldı.
Ben ve Doğa Doğa'nın odasına kapatıldık.
Serkan eksiklikleri tamamlamak için dışarı çıktı.
Mediha anne mutfakta yemek hazırlıyor.

Sersem gibiyim. Hiçbir şeyi algılayamıyorum. Bu işte bir terslik var sanki. Tam bir saat oldu yanıma kimse gelmedi. Doğa uyuyor ben iki büklüm beşiğinin karşısındaki koltukta yatıyorum. Dikiş yerlerim ilk günkü kadar olmasa da halen ağrıyor. ''Beni neden yalnız bıraktılar'' diye düşünüp duruyorum. Halbuki insanlara Serkan'a en çok ihtiyacım olduğu zaman bu zaman.....

İstemsizce ağlamaya başlıyorum. Bir türlü dinmiyor yaşlar. Yine gözlerim ağlıyor. Sanırım ben LOHUSA SENDROMU yaşıyorum. Ama bu çok anlamsız son anda da olsa anne olmaya hazırlamıştım kendimi. Bu durumu biliyordum. Yeni annelerin yaşadığı ağır bir süreçti. Hatta bazı anneler bebeklerine ellerini dahi sürmüyorlardı. Ama ben böyle değildim. Doğa'nın önceliği şu ana kadar kimseye verilmemiş bir öncelikti. Hayatımda ki en anlamlı şeyi nasıl annesinden mahrum edebilirdim. Yok yok benim ki geçecek olan küçük, mini minnacık, ufacık bir belirsizlikti...

İster istemez hayatım bu küçücük odada bu şekilde mi geçecek diye düşünmeden edemiyorum. Yanıma biri gelsin istiyorum gelsin de bana destek olsun. Kocamı istiyorum ben hemde çok istiyorum. Muffin'e oğluma da çok üzüldüm. Bir anda hiç umursamazcasına odaya kapatıldı. Onun hayatı bu şekilde mi geçecek. Benim bunu yapmaya ne hakkım var. Ağla ağla ağla........ Kimse beni bu şekilde görsün istemiyordum. Hemen kendimi toparladım.

Sonunda biri yanıma geldi ve lütfedip yukarı çağırdı. Allah'ım bende insan içine karışıp bu esaretimden kurtulacaktım. Tef mi çalsam, yoksa mutluluktan kına mı yaksam bilemedim. Her şey yolunda tavrımdan asla vazgeçmedim. Güçsüz görünmeyi hiç sevmem. Beni savunmasız görebilmek çok zordur. Allah'a sığınırım, dua ederim ve her zaman geçip gitmesini beklerim. Hiç karamsar olmam, hep bilirim ki bir sonraki gün daha iyi olacaktır.

Biz yemeğimizi yerken Doğa Prenses uyuyordu. Biraz bir şeyler atıştırıp duşa girdim ve yatak odasına indim. O an üzerimde bir sıcaklık hissettim. Anlamsız bir sıcaklık.... Nedenini fark etmem çok sürmedi sütler üzerimden akıp gidiyordu. Hemen tekrar duş aldım ve döndüğümde Doğa'nın uyanması ile emzirme seramonisi  yeniden başladı. Emmiyor, emmiyor, emmiyor. Artık aç kalmasına dayanamadım ve Serkan'ı biberon ve sağma makinesi alması için bebek ürünleri satan bir mağazaya yolladım. Bu durumdan şikayetçi olan bir tek kişi Mediha anneydi. 

''Emzir kızım emmiyorsa aç kalsın, aç kalırsa emer.''

Aç kalsın da ne demekti. Bu bebeğin anne sütüne ihtiyacı vardı. Öyle ayda böyle bu sütü içecekti. 
Hemen süt sağdım biberona koydum ve Doğa cuk cuk içmeye başladı. Kızımın karnı doyduğu an anladım ki ben mutluyum. Anladığım başka bir şey daha vardı bu emzirme olayı beni çok üzecekti, biliyordum ki bu konuda çok üstüme gelinecekti. Her zaman ki gibi bildiğimi yaptım. Doğrularımdan şaşmam ben. Sırf emmiyor diye de çocuğumu aç bırakıp, saatlerde ağlatacak değilim. 

Her an emzirme ile ilgili bir laf söylenmeye başladı. Göğüslerim oyuncak oldu. Zaten ulu orta açılmasından gına gelmişti. İnsanların başka bir insanın bedenine hükmetme merakını hiç bir zaman anlamamışımdır.

Gün böyle geçip gitti ve akşam olduğundan ''Ailem ile baş başa kalmak istiyorum. Herkes evine gitsin'' deyiverdim.

Ve ben doğumdan sonra ilk kez bu kadar huzurlu olmuştum. Taptığım adam, bizim parçamız ve ben yani üçümüz baş başa kalmıştık. Bizim evimizde sadece ''biz'' dik. bu huzur paha biçilemezdi. Gece olduğunda Doğa uyudu. 

İçimde ki belirsizlik gene gün yüzüne çıkmıştı. Serkan'a korktuğumu, ne yapacağımı bilmediği söyledim ve yine ağlamaya başladım. Beni sakinleştirmesi, sevmesi, sarılması, saçımı okşaması ve öpmesi bütün düşüncelerimden bir anda arınmama neden oldu. İşte bu yüzden insanın hayatında biri olmalı. Her anında yanında olmalı, her anında saçını okşayıp sevmeli, hayatını her anlamda kolaylaştırmalı  .....  

Hayatın her alanında BİZ olmalı..... Çıkarsızca sevmeli ....... Kendini adamalı .... Hayatı kolaylaştırmalı.... Gülmeli, ağlamalı ama hep sevgiyle bakmalı..... Her zaman destek olup, umarsızca, sorgusuzca güvenmeli...... İnsan sevdiği için değil, aşık olduğu için hayatı paylaşmalı.....







4 yorum:

  1. Ben de yaşadım hem de asla yaşamam dedikten bir ay sonra. Kısa da sürmedi özellikle bebeğim kolik olunca. En zor dönem ve kesinlikle arkadaş,dost,akraba değil ihtiyaç duyulan. Eşlerin desteğiyle daha rahat atlatılıyor.çok güzel bir yazı olmuş:) Benim miniğim 9 aylık şimdi. Asla geçmeyecek diye düşündüğüm herşey öyle güzelleşti ki her anın tadını çıkarıyoruz artık. Sevgiler...

    YanıtlaSil
  2. Bazı bünyelerde gerçekten çok uzun ve vahim şekilde devam ediyor. Ama ben bu durumu en normal karşılayan kişilerden biriyim. Anne olmak onun sorumluluğunu taşımak o yükün altında her an ezilmek gerçekten çok zor bir durum. Üstelik dışardan yapılan yorumlar, müdehaleler de eklenince anne gerçekten ilk zamanlarda baş edemeyeceğini sandığı kısır bir döngünün içine giriyor. Çok şükür ki eşim herşey de bana destekti o olmasa atlatamazdım. Benim 3-4 gün kadar sürdü. Ama o kolik dönemlerinde ne yapacağımı bilmediğim elimin kolumun bağlandığı dönemlerde kışın ortasında sadece bir tşort ile kendimi balkona atıp dakikalarca derin derin nefes alıp, bebeğimin yanına dönmedim değil. Annelik İnsanın gerçekten sınandığı bir süreç. Neyseki şuan hepimiz için hayat çok güzel. Yavrularımız ile çok mutluyuz. Allah ım sağlık ve uzun ömür versin. Sevgiler.

    YanıtlaSil
  3. Herkesin iyi niyetle söylediğini bildiğimiz ama yine de bir süre sonra duymaya tahammül edemediğimiz her kafadan çıkan sesler birazda bizi lahusalık depresyonuna sokan... Rahat bıraksalar aslında biz zorlandığımız konuda bir bilene sorarız muhakkak...

    YanıtlaSil
  4. Olmaz herkes herşeyi bilir. Hatta aileler arasında öncelik tartısmaları atışmaları bıle başlar. Sanki dunyaya gelen bır bebe değil. Sanki anne olan sen değilsin. herşeyi kendileri sahiplenir. Sonra anne girsin bunalıma kımın umrunda

    YanıtlaSil