39+5 Karar Anı ........ Varım Diyorum .....
Biliyor musunuz ben halen doğuramadım? Şaka gibi ama Doğa halen içimde. Bedenim de nasıl bir boşluk olacak dünyaya geldiği zaman? Ayrılığımız biliyorum ki bana da çok zor gelecek. Ama daha güzel günler bekliyor beni, bizi. Doğa'yı artık karnımda değil de kucağımda taşıyabileceğim, artık sahip olduğum şeyi görebileceğim, dokunabileceğim, gözlerinin en içine bakabileceğim ve en önemlisi o evlat kokusu denilen şeyi bende usulca, soluksuzca ve doyumsuzca içime çekebileceğim. Benden mutlusu olmaması lazım bu dünyada.
Yine bir Kontrol ............
Muayene sonrası anlıyoruz ki Doğa halen gelmiyor. Hiç bir belirti yok. Karnım dik, açılma yok, bırakın normal sancıyı yalancı sancı bile yok yokta yok yani... O vahim kararı vermemiz gerekiyor.
Baha Bey '' isterseniz 7 gün daha bekleyebiliriz.''
Ben umutsuzca '' Gelir mi ki beklesek'' adam ne bilsin karnımdan omu çıkacak sanki..
Serkan '' Sezaryen olsa''
B. Bey '' Sizin kararınız, bunu siz belirleyeceksiniz''
Aklımda yine sorular. Ya 7 gün sonra da gelmezse. Ya Doğa'yı tehlikeye atarsam. 40. haftadan sonra beklemek çok riskliydi. Amniyon sıvısı normaldi ama ne malum bebeğin kordonu dolanabilir, dışkısını yeyip zehirlenebilir, amniyon sıvısı bitebilir. Tüm bunların olmayacağının garantisini kim verebilir bana?
Serkan '' Sezaryen en erken ne zaman olabilir''
Baha Bey hemen telefona sarıldı. Ameliyathane ve yanında doğuma girmesini istediği diğer doktor olan Habibe Hanım'ı aradı.
''Yarın 11:00' da doğuma alabiliriz''
Ne yani ben şimdi ben yani ben nasıl ben bir anda yarın 11 de randevulaşır gibi ANNE mi olacaktım. Yapmayın yahu panik oldum işte.
Ve nihayet kararımızı verdik. Yarın ana baba günümüzdü. 11 de Doğa dünyaya gözlerini açacaktı aslında biz buna açmak zorunda bırakılacaktı da diyebiliriz.
Baha Bey doğum için 08:00 da hastanede olmam gerektiğini, gece 03.00 dan sonra bir şey yemememi söyledi.
Daha önce hastaneye dair her şeyi ayarlamıştık. Odamızı belirlemiştik. Epidural için doktorumuzu seçip, gayet detaylı bilgi almıştık. Her şey hazırdı yani.
Hastaneden çıktığımız da eşimle pek konuşmadık. Sanki olağan bir gündü bizim için rutin kontrol ve eve dönüş gibi. Ama bu sefer her şey farklıydı. Biliyorduk ki ikimizde çok heyecanlıydık, ikimizde paniktik ve ikimizde konuşmaktan korkuyorduk. Birimiz başladı söze ama hangimiz hatırlamıyorum. Ne yapalım derken ufakta olsa piknik gibi bir şey yapalım istedim. Hem baş başa son saatlerimizi geçirirdik, hem Doğa'nın karnımdaki son karelerini fotoğraflardık. Ama önce yapmamız gereken birşey vardı. Haber vermemiz gereken herkesi aradık ve yarın 11 de doğuma gireceğimin haberini verdik. Eşimin annesi dışında herkes mutlu oldu. Bir tek o normal doğum yapmamı istiyordu. Hatta ''Ara kızım doktorunu , ben vazgeçtim normal doğumu bekleyeceğim'' diye söyle dedi. Serkan çok sinirlendi bu duruma neden beklesin neden doğum yapmasın neden kızının ve karısının hayatını tehlikeye atsın. Mediha annem kötü bir şey söylemedi aslında, oda benim gibi normaline hazırlamamıştı kendini, olaylar beklediğinin dışında gelişince biraz mutsuz olurdu. Neyse herkes öğrendi. Artık gönül rahatlığı ile kocamla son saatlerimi yaşayabilirim.
Yiyecek bir şeyler aldık ve Nezahat Gökyiğit Botanik Parkına gittik. Oturduk, konuştuk, yedik, fotoğraf çektik. Ama bir türlü asıl konuya gelemedik. Aslında geldik ama ''Doğa'' desek konu hemen değişiyordu. Parktan çıktık hastanede lazım olur diye yiyecek bir şeyler almaya markete gittik ve oradan eve geçtik. Saat 17.00 olmuştu. ''Ne yapalım'' diye düşünürken film izlemeye karar verdik. Son filmimizi. Şimdi diyorsunuz yarın doğumun var be kadın hiç mi hazırlık yapmayacaksın. Evet yapmam lazım bir sürü işim var üstelik size bir sır vereyim mi daha doğum çantam bile hazır değil.
Derken film izliyoruz ama ne izliyoruz, ne oluyor farkında değiliz boş boş bakıyoruz ekrana... Ne Serkan konsantre ne ben .... Telefonla birlikte aklımız başımıza geldi. Arayan Mediha Anne ''
'' Çocuğum deli misiniz siz ne filmi? Yarın doğum var. Şekerlerin üzerine tarih yazdınız mı ''
'' Panik yapma anne ben hallederim. Yooo yazmadık''
'' İnin Doğa'nın odasına hemen şekerlere tarih yazın. Osman ne rahat insan bunlar oturmuş film izliyorlar'' bir yandan babama olanları anlatıyor. Tüm talimatları verdi ve telefonu kapattı.
Kendimize geldik yahu. Ne saçmalıyoruz yapılacak bir sürü iş var. Şekerler, doğum çantası, Doğa'nın eşyaları, hastaneden istenen belgeler, doğuma giderken giyeceklerim....
Başladık tüm bunları halletmeye. Saat geç oldu yatıp dinlenmemiz lazımdı. Uyuyamıyorduk ki. Kolay mı yarın ünvanlarımızı alacaktır. Merasim töreni vardı. Hayatımızın mucizesi, kıymetlisi ile tanışacaktık?
Nasıl bir kız? Kime benzeyecek? Sağlıklı mı? Doğum nasıl geçecek? Güzel mi?
Anne bana için çirkin bebek yoktur aslında . Onların çocuğu en özeli ve en güzelidir. İnsanın kalbinden hep güzel olsun diye geçer. En önemlisi sağlık derken , arka fonda ta en içinde güzel bir bebek olsun lütfen diye yankılanıp durur.
Tam 40 hafta Doğa'yı sabırsızlıkla beklemiştik, 40 hafta kokusunu içimize çekmek için gün gün saymıştık. İşte bitti inşallah mutlu son olacak ......
Hadi İyiyim Yarın ANNE oluyorum...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder