Doğa Odası ;
Kızımızın her şeyi hazır. Odası boyandı, oda takımı kuruldu. Anne koltuğu beşiğin karşısındaki yerini aldı. Kıyafetleri dolabına yerleştirildi, minik ayakkabıları dolaba özenle dizildi.... Saç tokaları, çerçeveler, aksesuarlar, abajur, avize her şey tamam. Tek eksiğimiz sensin güzel kızım, sen gelince tamamlanacağız.
Hani erkek çocuk istiyordum ya ben, hani avazım çıktığı kadar bağırıyordum '' atlı mı kim çaldı '' diye. Cinsiyetini öğrendiğim zaman hayal kırıklığı yaşamıştım. İşte iyi ki ben bunları hissetmişim, iyi ki yaşamışım diyorum. Şimdi düşlerimde o anne-kızı canlandırıyorum. Kalbim sevgiyle doluyor. Anne kız demek her şey demek. Ben sırdaşı olacağım onun sadece sırdaşı mı arkadaşı, dostu, annesi ve hayatın da bir şey eksik olduğu zaman o eksikliği dolduran kişi olacağım ben. Ne çok şey olacağım meleğimin hayatında , ''şanslı annenin ilk evladı kız olurmuş'' demiştim evet şimdi o şansı sonuna kadar hissedebiliiyorum. İyi ki küçük bir pamuk prensesim olucak. Çok seveceğim onu Tanrım her şeyden çok seveceğim, bana verdiğin bu mucizeye tüm kalbimle sahip çıkacağım.
39. Hafta ...... Morali Bozuk Bir Hamile ......
Yok yok olmayacak bu iş. Yapamayacağım ben. Neden ben yapamıyor muşum? Bas baya Doğa yapamıyor işte. Blogumun birinde ''İnatçıyımdır ben, hemde çok inatçıyımdır'' demiştim. İşte Doğa benim en alınmaması gereken huyumu almış. Nasıl bir inattır bu, neden böyle yapıyor bu bebe, yoksa istemiyor mu bizi, istemiyor mu bize kavuşmayı? İstiyorsa neden gelmiyor hala, neden en ufak bir belirti yok?
Tabi ne oluyor diyorsunuz ;
Doktordan çıktık. Muayene oldum. Ama yok işte. Açılma yok, yalancı sancı yok, karnım hala hamileliğimin ilk günü gibi dimdik havada. Yani doğuracağıma ibaret hiç bir belirti yok. Gelmeyeceğini düşünüyorum. Sevdi yerini. Serkan sezaryen olmam konusunda baskı yapıyor. Ama hani normal yollardan doğum yapacaktım ben?
Hamileliğimi ilk öğrendiğim zaman doğuma dair tüm videoları izlemiştim. Normal doğum,sezaryenle doğum, suda doğum, evde doğum. Yani doğuma ait ne varsa benim de bilgim vardı. Bu annelerin genelde cesaret edemediği bir olaydır. Ama ben başıma gelecek şeyi merak ederim. Çok araştırırım hangisi kafama yatarsa onu yaparım. Sezaryen normal doğuma göre daha az riskli geliyor bana.
Bebeğin doğum kanalından çıkarken travma yaşama durumu oluyormuş, yada kafa yapısında bozulma veya zor bir doğum olursa bir takım engeller......... Sezaryen ise en risksiz olarak geldi bana, tabi onunla ilgi de bir sürü yazı var. Mesela narkozun çocuğu ileri ki yaşlarda etkilediği filan.. Buna katıldığımı pek söyleyemem. Epidural yapıldıktan sonra bebeğin karından çıkması 8 dk. civarında sürüyor. O süre zarfında bebeğe narkozun geçeceğini hiç düşünmüyorum. Bir yandan da diyorum ki ; normal doğum da travma olasılığı tabi ki olabilir ama bebek doğal yollardan dünyaya geliyor, doğum kanalından geçerek yavaş yavaş kendi isteği ile yani süreci bebek başlatıyor neden travma yaşasın? Daha bunlar gibi nice şeyler okudum, duydum, gördüm.
3 günde bir doktordayız. Hala bir hareket yok. Çok kızıyorum Doğa'ya ve herkese de söylüyorum '' Bu bebe 40. haftada da gelmeyecek. '' biliyordum gelmeyecekti tanıdım ben bebeğimi, bir şeyleri bekliyordu. Korkuyor muydu acaba ama annesi yanındaydı. Çok iyi bakacaktı ona ve sabırsızlıkla herkes gelmesini bekliyordu. Normal doğumum zor olurmuş. Yani Baha Bey ''Zor olur ama yaparız. Ben güveniyorum sana'' demişti. Bence de çok zor olacaktı bunu çok iyi biliyordum, belki de Doğa bu yüzden bekliyordu.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder